ISO 9001:2000 (TR1154QC)
Kalite Yönetim Sistemi
Sığırlarda Bilinçsiz Antibiyotik Kullanımı ve Sonuçları
Yeryüzünde mikropların varlığı milyonlarca yıl öncesine kadar uzandığı, kayalar arasından çıkarılan hayvan fosillerinde rastlanan mikroorganizmalardan anlaşılmaktadır. İlk insanlar hastalıkların doğa üstü olduklarına ve bunların günahkar insanları cezalındırmak için Allah tarafından gönderildiklerine inanılırdı.
Yüzyıllar boyu bilim adamları mikropların tespit ve morfolojik çalışmalarını yapmışlar ve bunlara karşı alınabilecek önlemleri araştırmışlardır. Bunların sonucunda mikropların üremesini durduran yada yok eden kimyasal maddeler, dezanfektanların yanında kemoterapotik etkileri olan bazı maddeler geliştirmişler. Bunların en önemlisi ANTİBİYOTİKLERDİR

Antibiyotikler, mikroorganizmalar tarafından sentezlenen yarı sentetik olarak ta hazırlanabilen antimikrobiyal (mikropları öldüren veya gelişmelerini engelleyen) kimyasal maddelerdir.
Antibiyotiklerin bulunuşu 19.yy ortalarında başlamış en son 1950’li yıllarına kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra yeni bir antibiyotik çeşidi bulunamamış, ancak antibiyotik doz ve bileşimleri değiştirilerek kuvvetlendirilmişlerdir.

Bu gün beşeri ve veteriner hekimlikte yaygın kullanılma alına sahip olan antibiyotikler etkili oldukları mikropların , hücre duvarı sentezini, stoplazmik membranını, protein sentezini. DNA ve RNA yapısını bozarak etkili olurlar. Antibiyotikler vücuda verildiğinde dokudaki mikroplara etkili olabilecek fakat vücuda zarar vermeyecek dozda olmalıdır. Bu doz miktarı antibiyotik türü, hastalığın şekli ve konakçı çeşidine göre farklılık gösterir. Dolayısıyla antibiyotiklerin vucutta kalma süreleri, atılma şekli ve süresi çok iyi bilinmelidir.

Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri

1- Erken tanı ve hayvan sağıtımı: Gerekirse labarotuvar tahlillerine başvurarak, uygun antibiyotik seçilmelidir. Çoğu kez labaratuvar olanaklarının kısıtlı oluşu veya ağır enfeksiyöz hastalık hallerinde zaman darlığından dolayı bakteriyolojik incelemeler yapılamamaktadır. Bunun için uygulanan antibiyotiğin iki gün içinde etkisiz oluşunda ilacı değiştirmekte fayda vardır.

2- Konakçının dayanacağı ölçüde saldırı dozunun kullanılması.

3- Tedavinin yeterli süre devam edilmesi gerekir; aksi halde canlı kalan mikroplar çoğalarak tekrar nüksederler ve uygulanan antibiyotiğe direnç kazanırlar.

4-ilaç seçimi ve uygulama yolu mikropların yok edilmesinde etkilidir. Uygun yolla verilmeyen ilaç mikroplar üzerinde etkili olmaz.
Bir antibiyotik seçilirken ; Konakçıya toksik ve alerjik etkisi olmamalı, vücutta uzun süre kalmamalı ve böbreklerden hemen atılmalı, dokulardaki sıvılar ve enzimlerden etkilenmemeli, ucuz ve kolay bulunabilmelidir. Özellikle böbrek ve karaciğer işlevlerinin yetersizliği bilindiği durumlarda buna uygun ilaç seçilmeli ve uygulanmalıdır. Aksi taktirde bu organlar verdiğimiz ilaçla daha fazla zarar görecektir.

Antibiyotikleri tanımadan ve bu kuralları göz önünde bulundurmadan kullanılırsa bazı önemli kötü sonuçları vardır. Bunlar et ve sütteki kalıntıların insan sağlığına etkisi ve mikrobiyal dirençliliktir. Antibiyotik kalıntıları içeren gıdaların uzun süre tüketilmeleri başta insanlar olmak üzere canlılarda hafif alarjiden başlayıp anafialktik şoka kadar gidebilen sağlık sorunlarına yol açar. Bazı antibiyotikler immun sistemini ( Bağışıklık) baskılayarak vücuda diğer enfeksiyonlara karşı zayıf hale getirirler. Aminoglikozid antibiyotikler cranial sinir ve böbreklerde hasara neden olurlar. Tetrasiklinler Ca ile birleşerek kemik ve dişlerde bozukluklara yol açarlar. Kloramfenikoller ise insanlarda aplestik anemiye yol açabilmektedirler. Süt sığırlarında sıklıkla kullanılan antibiyotiklerin, sütte zararsız hale gelme süreleri aşağıdaki gibidir;
Ampisilin 48 Saat
Eritromisin 72 Saat
B. Kloksasilin 72 Saat
Sülfadimetoxin. 60 Saat
Tilozin 96 Saat
B.Penisilin 72 Saat
Setaperozon 48 Saat

İlaç kalıntılarının süt teknolojisine etkisi ise ; maya ve bakterilerin üremesine engel olabilecek miktarlarda antibiyotik içeren sütlerden yoğurt, peynir gibi ürünler elde edilemeyecek veya kalitesiz olacaktır. Antibiyotiklere dirençlilikte ; yeterli miktarda ve sürede uygulanmayan tedavilerin sonucunda ortaya çıkar. Mikroplar vücutta antibiyotiklerle karşılaştığında antibiyotiklere karşı enzim salgılarlar, kendi hücre duvarının geçirgenliğini azaltırlar veya R-faktörünü alarak dirençli hale gelirler ve bu şekilde ürerler. Bu dirençli mikropları yok etmek için her tedavide ilacın miktarını arttırmak zorunda kalırız. Bunun için hücum doz kullanarak (Konakçıya da zarar vermeden ) mikroplar dirençli hale gelmeden yok etmek gerekir.

Günümüzde bazı hayvancılık işletmeleri kontrolsüzce ecza depolarından veteriner ilaçları çekebilmekte ve ilaç prospectüsüne bakarak bazı tedavi yollarına gitmektedirler. Her ilaç her hastalığa iyi gelmez ; Örneğin penisilin ve streptomisin gibi bazı antibiyotikler kan beyin engeline geçemediklerinden bu bölgelerin tedavilerinde pratik değillerdir. Sistemik enfeksiyonlarda Neomisin türü antibiyotikler ağızdan verildiklerinde, barsaklardan tedavi edecek kadar emilmezler. Mastitis tedavisinde kullanılan florokinonlar , sütte fazla miktarda kalıntı bırakmakta, bu sütü içen çocukların kıkırdak doku gelişimi engellenmektedir. Bu şekilde bilinçsizce antibiyotik kullanımının zararı başta işletmenin kendisine ve antibiyotik kalıntılı gıdaları tüketen insanlara olmaktadır. Besinlerdeki ilaç kalıntılarının tolerans düzeyleri Kodeks Alimenterius komisyonu tarafından belirlenir. Sütteki ilaç kalıntısı gelecekte sütün pazarlanmasında uygulanacak en önemli unsur olacaktır.

Alınabilecek Önlemler ; Veteriner Hekim reçetesi olmadan ilaç satışının engellenmeli, ilaçların sütten ve etten atılma süreleri uyulmalı, Veteriner hekimler ve hayvan sahipleri ilaç kalıntılarının toplum sağlığı açısından önemi eğitilmeli, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı düzenli saha taramaları yaparak kalıntı içeren gıdalar denetlenmeli, Yetiştiriciler faturalı ve reçeteli ilaç alımlarında desteklenmelidir gibi sıralayabiliriz. Sonuç olarak antibiyotikler, insan ve hayvan sağlığı için çok önemli olduklarından, uygun miktarda ve uygun hastalıklarda kullanmalıyız. Aksi halde bilinçsiz ilaç kullanarak kendi elimizle kuvvetlendirdiğimiz, mikropları öldürecek başka silahımız yok. Gelecek nesillerin bu güçlenmiş mikroplarla mücadelesi güçleşecek, kalıntılı et ve süt ürünleri tüketen nesillerin gelişimi de zayıf olacaktır.

Saygılarımla
Nusret MERCAN
Vet. Hek
Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği
Teknik ve Sağlık İşleri Şb. Müdürü
 SAYFA İŞLEMLERİ
Bu Sayfayı Yazdır
 SİTE İÇİ ARAMA
 EĞLENCE KÖŞESİ
Galeriyi gezmek için tıklayınız
 YAYINLARIMIZ
Tüm Yayınlarımız için tıklayınız